Herkesin kütüphanesinde bulunması gereken kitaplar vardır. Türk klasikleri de bunların başında geliyor. Okuduğunuz kitaplar çok mu sıkıcı? Ya da okumak için kitap mı arıyorsunuz? Kitapkurdular için hazırladığımız bu yazımızda en çok okunan 5 yerli kitaptan bahsedeceğim.
Kürk Mantolu Madonna
Sabahattin Ali tarafından yazılan bu roman, bir aşk hikayesi olarak görülse de, aslında psikolojik tahlillerin olduğu, içinde bulunduğun topluma, ailene yabancılaşma ve yalnızlaşma anlatılmaktadır. Kitabın ana karakteri olan Raif Efendi, kazandığı 3 kuruşluk parayla ailesini geçindirmeye çalışır. Ancak yine de onlara yaranamaz ve onlardan değer görmez. Bir gün Raif Efendi, çok hastalanır ve iş arkadaşından masasını toplamasını ister. İş arkadaşı, çekmecede kara kaplı bir defter bulur ve onu yakacağına dair Raif Efendiye söz verir.
Bu Ülke
Cemil Meriç tarafından yazılan bu kitap, onun en çok okunan kitabıdır. Bu kitapta, kendi hayatını, çektiği sıkıntıları anlatmış ve Türkiye meselelerine değinmiştir. Otobiyografik, politik, tarihi bir kitaptır. Doğu- Batı çatışması ele alınmıştır. O daha çocukken başlayan, gurbette dışlanması ve topluma yabancılaşması anlatılmış ve bu yalnızlığını kitaplara sarılarak kapattığını anlatmaktadır.
Tutunamayanlar
Oğuz Atay'ın yazdığı ilk roman olan bu eser, Modern Türk Edebiyatı'nın en önemli eserlerinden biridir. Modernist, postmodernist bir romandır. Turgut Özben, arkadaşı Selim Işık'ın intiharı ile sarsılır. Neden canına kıydığını öğrenmek için onun geçmişini araştırmaya başlar. Romanda Turgut'un karşılaştığı her kişi, Selim Işık'ı tanıyan kişilerdir ve her biri, Selim'in farklı yönlerini anlatmaktadır. Bugün Türkiye'de en çok satılan ve en çok yarım bırakılan "Tutunamayan"ların romanı.
Kuyucaklı Yusuf
Sabahattin Ali tarafından yazılan bu kitap, Milli Eğitim bakanlığı onaylı 100 temel eserden biridir. Yusuf 9 yaşındayken annesi ve babası eşkiya baskınında öldürülür ve kaymakam Salahattin Bey tarafından evlatlık edinilir. Babalık görevini çok güzel bir şekilde yerine getiren bir babaya, anneliğe hiç uygun olmayan bir mizaca sahip bir anneye ve onun hayatında önemli yere sahip olan, kalbini çalan muazzez onun ailesi olur. Sonrasında memur yaşantısıyla devam eden, hayatlarını anlatan Yusuf'un yalnızlığı içinde, kendini hiçbir yere ait hissedememiş, yetim bir çocuğun hikayesi anlatılır.
Gül Yetiştiren Adam
Rasim özdenören tarafından yazılan bu kitap, sosyal roman türünde yazılmıştır. Çabalarının bir hiç uğruna olduğunu görünce, 50 yıl boyunca evine kapanıp, bahçesinde gül yetiştiren adamın hikayesi. Bu adamın davası ve neden, çevresine küsüp elli yıldır bahçesinden çıkmadığı anlatılır. Diğer hikayede ise Sitare ve çevresindeki samimiyetsiz ilişkiler yumağı anlatılıyor. Sitare, modernleşmenin yarattığı kötü bir karakterdir. Bu kitapta, ahlaksızlaşan dünyayı, sitare sayesinde görüyoruz. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de modernleşme çatısı altında ahlaksızlık ve çirkinleşmenin normalleştirilmeye çalışıldığını görüyoruz. Yedi güzel adamın son temsilcisi, gül yetiştiren adam Rasim Özdenören...





